Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in
Merhaba. Size bir armağan bırakıyorum. Sohbetimize her zaman bekleriz. Eğer rahatsızlık verdiysek özür dileriz. Hakkınızı helal edermisiniz? A. e. o. K.i.b www.xat.com/sevgi_esintisi
Allah üç şeyi üç şeyde gizlemiştir: Rızasını ibadetlerde, kızgınlığını günahlarda, sevgili kulunu da insanlar arasında..
Öyleyse ibadet adına yapılan hiçbir ameli küçük görmeyelim. Hiç ummadığımız bir anda verdiğimiz ufak bir sadaka bizi ateşe girmekten kurtarabilir. Günahların en küçüğünden bile uzak duralım! Hiç önemsemediğimiz bir yanlış ve hata ahirette kaybetmemize sebep olabilir. Herkesi Hızır bilelim ve hiçbir kimsenin kalbini kırmayalım. Saçı başı dağınık nice insanlar vardır ki onlar, Allah`ın veli kulu olabilirler.
Dağ başını efkâr almış, gümüş dere durmaz ağlar, gözyaşından kana kesmiş gözlerim, ben ağlarım, çayır ağlar, çimen ağlar, ağlar, ağlar, cihan ağlar. Mızıkalar iniler, ırlam ırlam dövülür, altmış üç ilimiz, altmış üç yetim, yıllar gelir geçer, kuşlar gelir geçer, her geçen seni bizden parça parça götürür, Mustafa'm, Mustafa Kemal'im.
Diz dövdüm, gözlerim şavkı aktı Sakarya'nın suyuna, Sakarya'nın suları nâmın söyleşir. Hemşehrim Sakarya, öksüz Sakarya. Ankara'dan uçan kuşlar, Kemal'im der günler günü çağrışır, kahrolur bulutlara karışır, gök bulut, yaşmak bulut, uca dağlar, dev boyunlu morca dağlar divan durmuş bekleşir, Mustafa'm, Mustafa Kemal'im.
Nasıl böyle varıp geldin, hoşgeldin, çıngı kaymış yalazlanmış gözlerin, şol yüzünde güneş südü sıcaklık, ellerinden öperim, Mustafa Kemal. Senin dalın, yaprağın, biz, senin fidanların, biz bunları yapmadık, sen elbette bilirsin, bilirsin Mustafa Kemal. Elsiz, ayaksız bir yeşil yılan, yaptıklarını yıkıyorlar Mustafa Kemal. Hani bir vakitler Kubilay'ı kestiler, çün buyurdun kesenleri astılar, sen uyudun asılanlar dirildi, Mustafa'm, Mustafa Kemal'im.
Karalar kuşanmış, Karadeniz akmam diyor, dokunmayın, ağlamaktan bıkmam diyor, bu gece kıyamet gecesi, bu vapur Bandırma vapuru, yattığı yer nur olsun Mustafa Kemal, ben ölümden korkmam diyor, korkmam diyen dilleri toz oldu, toprak oldu, değirmen döndü dolandı, yıllar oldu, bir kusur işledik bağışlar mı kimbilir, o bize öğretmedi kazan kaldırmasını, günahı vebali öğretenin boynuna, erdirip oldurana ana avrat sövmesini, yüreğim kırıldı kanım kurudu, var git Karadeniz var git başımdan, mızıka çalındı düğün mü sandın, bir yol koyup gideni gelir mi sandın, Mustafa'm, Mustafa Kemal'im.
Ankara'nın taşına bak, tut ki baktım, uzar gider efkârım, çayır ağlar, çimen ağlar, ben ağlarım, gözlerimin yaşına bak, Ankara Kalesi'nde, Rasattepe'de bir akça şahan gezer dolanır, yaşın yaşın mezarını aranır, şu dünyanın işine bak, Mustafa'm, Mustafa Kemal'im...
~ Attila İLHAN ~
-ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ-
VERDİĞİN SEHİT!İN 10 KATI KADAR KADAR GAZİİN VAR UNUTMA...
Deniz adamı yer mi denizkızı ipeği düşün ve ipeksiliğini teninin kaç ipek böceği ömrü var kozamızda Dokun hayata bir ucundan yar oldugunu bileceksin varlığını sevinin ve sevgilinin yaşamıyorsan yazamıyorsun
Avcı, nasıl bir merak bu bir günlük ömrü çokmu gördün sen sevdin mi hiç avcı ağlamak nedir bilirmisin yüreğine kanar bir kelebeğin içi damarlarında kanın kurudu mu avcı Canı, cananı bilirmisin
Zor ve dar zamanları ömrün koşma peşimden iki kanat çırpınışı daha gün batımında bekle söz ölmeye gelirim birkez daha
Ya da yaşamaya belki bir denizülkede bir dolunay öyküsünü kara adamlarının beyaz öykülerinde birleşsin elllerin kenetlendik kelepçelerle bir ucundan sen tut sevinin bir ucum bahardalı
Bir uçdan bir uca serap çöller vahaya döndü önce sonra bir barajın yüksekliğinden suya kavuştu toprak zelzele... ve yeşil bir rüya, yeşil çiçek dalında yeşil yaprak
Bandırmadan tren gelir oysa benim feribota biner gözlerim bir farenin kuyrugunda biter egeliliğim ben marmaralıyım marmara, sevgilim ve kürek mahkumuyum, forsa! çek kürekleri. Yanık buğday kokusu yere düşen bi damla kan gözyaşından kurumuş gözler bana sevdaları ver artık ağlamak istemiyor ellerim ellerim yanıyor şimdi.
Her gece özlemin ışığı camımda ellerimde bir düş hayat bulur kalem gözyaşımla ıslak dudaklarından gelen bir rüzgar kelimelerin sihri can yakar tesadüflerin kucağında büyüyüp yanmışım yanacağım kadar Beni de getirecek seni getiren yollar bana pusulamda bir dişi kuşun bir dişi kemirir beynimi uç hadi beynimi de al yüreğim zaten gitti gideceği yere kadar Köleliğini seviyorum ellerimin o eller ki seni yazar o eller ki seni dizer o eller ki seni çizer seni sevdiğim gibi ellerimi de seviyorum Bitmedi ömrün, hey kelebek! hadi yaz..